YENİ Parti Bursa Milletvekili Kayıhan Pala, iktidarın ana akım muhalefeti zayıflatmaya yönelik girişimlerde bulunduğunu söyleyerek, “Bu ana akım siyasi partiyi ortadan kaldırmak için karşımıza getirilen bütün iddiaları, bütün hukuki olmayan ama sonuçta bir biçimde hukukiymiş gibi algılatılan durumları ortadan kaldırmak için en başta söylediğimiz ‘Birleşe birleşe kazanacağız’ hikayesi giderek daha fazla önem kazanıyor” dedi.
(ANKARA) – YENİ Parti Bursa Milletvekili Kayıhan Pala, iktidarın ana akım muhalefeti zayıflatmaya yönelik girişimlerde bulunduğunu söyleyerek, “Bu ana akım siyasi partiyi ortadan kaldırmak için karşımıza getirilen bütün iddiaları, bütün hukuki olmayan ama sonuçta bir biçimde hukukiymiş gibi algılatılan durumları ortadan kaldırmak için en başta söylediğimiz ‘Birleşe birleşe kazanacağız’ hikayesi giderek daha fazla önem kazanıyor” dedi.
100’üncü Yıl Semt Meclisi ve ODTÜ Mezunlar Birliği tarafından düzenlenen “Birleşe Birleşe Kazanacağız Ama Nasıl” başlıklı forum Ankara’da ODTÜ Vişnelik’te gerçekleştirildi. Moderatörlüğünü BirGün Gazetesi Ankara Temsilcisi Nurcan Bilge Gökdemir’in üstlendiği forumda; Sol Parti Genel Başkanı Önder İşleyen ve Yeni Parti Bursa Milletvekili Kayıhan Pala konuştu.
Konuşmasına BirGün gazetesinde yayımlanan “Kılıçdaroğlu’nun rozet töreninde skandal: Yüzlerce figüran parayla törene taşındı” başlıklı habere değinerek başlayan Sol Parti Genel Başkanı Önder İşleyen, yaşanan durumun ülkedeki genel çürümeyi özetlediğini kaydetti. İktidarın yarattığı ekonomik koşullara vurgu yapan İşleyen, şu ifadeleri kullandı:
“Bu iktidarın, Türkiye’ye yaşattığı bir şey olarak insanlar, 950 liraya çeşitli şekillerde gününü geçirerek o parayı almaya çalışıyor. Ama belli ki siyasette acizlik, sahnedekilerin acizliği figüranlık da onlara birileri tarafından verilmiş bir görev olarak oynuyorlar görünüyor. Ülkenin bugünkü siyasi düzenini, ülkenin içine sürüklendiği çürümeyi; ekonomik, sosyal, siyasal, insani her şeydeki derin çürümeyi açıklayabilecek bir durumla karşı karşıyayız aslında.”
“MEVCUT İKTİDAR KENDİSİNİ ARTIK DEMOKRATİK BİR BİÇİMDE İKTİDARDA TUTAMAZ”
İktidarın toplumsal meşruiyetini yitirdiğini ve muhalefet alanını dizayn etmeye yöneldiğini kaydeden İşleyen, siyasal iktidarın gelecek vaat edecek bir imkanının kalmadığını dile getirdi. İşleyen, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Dünkü yaşadığımızdan sonra çok açık ki mevcut iktidarın demokratik bir biçimde iktidarda kalabilme ihtimali ortadan kalktı. Siyaset alanını yeniden düzenlemeye çalışıyor. Çünkü toplumsal alanı yeniden düzenleyebilecek, toplumsal alanda kendisine karşıt olan kuvvetleri etkisiz hale getirebilecek ya da toplumun ondan kopmuş kesimlerini yeniden arkasına alabilecek, toplumun geniş kesimlerinde rıza üretebilecek herhangi bir güce, herhangi bir meşruluğa, herhangi bir gelecek vadine, herhangi bir imkana sahip değil.”
“MUHALAFET ALANINI YENİDEN ŞEKİLLENDİRMEYE ÇALIŞIYORLAR”
İşleyen, iktidarın toplum nezdindeki karşılığını kaybettiği için gözünü muhalefet alanına diktiğini kaydetti. AKP iktidarının eski taktiklerinin artık sonuç vermediğini savunan Önder İşleyen,”Normalde AKP iktidarının pek çok hileli seçimlerini, referandumlarını gördük ama aynı dönemler içerisinde kimi zaman savaş kışkırtıcılığıyla, kimi zaman ‘Türkiye’ye demokrasi getiriyoruz’ aldatmacalarıyla toplumun geniş kesimlerinde yankı uyandıran, etki bırakan, dolayısıyla da aslında onun üzerine yükselen bir şeye sahip oldu. Şimdi bu ortadan kalktı. Siyaset alanını düzenlemeye çalışıyorlar. Siyaset alanından kastımız yukarıdaki muhalefet alanı esas olarak. Muhalefet alanını yeniden şekillendirmeye çalışıyorlar” şeklinde konuştu.
PALA: “TÜRKİYE’DE REFAH DÜZEYİNİ İYİ OLARAK TANIMLAYAN NÜFUSUN ORANI KABACA YÜZDE 11”
YENİ Partili Kayıhan Pala da ulusal gelirden emeğin aldığı payın günümüzde ciddi biçimde eridiğine işaret etti. İstatistiksel saha araştırmalarından örnek veren Pala, “Aslında bizim tartıştığımız şey doğrudan kendi hayatlarımız üzerine etkilendiğimiz olumsuz koşullar. Bizim önümüze konan saha araştırmalarına bakacak olursak, Türkiye’de geliriyle giderlerini karşılayabilen ve kendisinin yaşantısını iyi bir refah düzeyinde tanımlayan nüfusun oranı kabaca yüzde 11” ifadelerini kullandı.
Toplumun geniş kesimlerinin yaşadığı ekonomik darboğaza işaret eden Pala, “birleşe birleşe” mücadelesinin sosyoekonomik gerekçelerini anlattı.Pala, “Biz bu yüzde 11’in refahının sürdürülmesi için geriye kalan yüzde 90, onlara destek olacak mekanizmalar içerisinde eriyip gidiyoruz. ‘Birleşe birleşe’ meselesinin asıl önemi de buradan kaynaklanıyor” dedi.
“EN DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞI 1,5 ASGARİ ÜCRETTEN 0,7 CİVARINA İNDİ”
Çalışma hayatı, işsizlik ve emekli aylıklarındaki gerilemeye dikkat çeken Pala, muhalefet eden kesimler üzerindeki baskıya değinerek, şunları söyledi:
“Ülkede geniş tanımlı işsizliğe göre 10 milyonun üstünde işsiz var. Çok ağır emek koşulları var. Emekli maaşlarındaki gerilemeye bakın; işte 80’den bu yana en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretten bugün 0,7 civarına inmiş durumda. Çok ciddi kayıplar var. Peki bu kadar büyük kayıplar olduğu halde biz neden toplumun bu yüzde 90’ına varan kesimi buna çok güçlü bir itirazı hayata geçiremedik? Bunun bir sürü nedenleri var. Ama buna itiraz edip ‘Ya bir dakika, biz gelinen koşullarda bu Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi denilen ucube sistemi de içine alacak şekilde bir dönüşüm, bir değişim yaratacağız’ diyenlerin üstünde de çok güçlü baskı kurulduğu bir dönemi yaşıyoruz.”
“GERÇEKTEN BİR MAHKEME DEĞİL, TİYATROYA DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞ BİR İKTİDAR SALONU”
Seçim kazanma ihtimali yüksek olan siyasi aktörlerin ekarte edilmeye çalışıldığını söyleyen Kayıhan Pala, Silivri’de takip ettiği Ekrem İmamoğlu davasındaki yargılama koşullarını eleştirdi. Pala, şunları kaydetti:
“O gün ben, aslında oranın bir gerçekten mahkeme değil, tiyatroya dönüşürülmüş bir iktidar salonu olduğunu bir kez daha görmüş oldum. Şimdi bu koşullarda Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanması çok büyük ihtimal olan birisini nasıl ekarte edebileceğini karşımıza getiren bir sistem; aynı zamanda, son yerel seçimlerde de büyük bir başarı elde eden ve 2002’den bu yana birinci parti özelliğini koruyan AKP’nin ikinci parti olmasına yol açan bir partinin de giderek yükselişi karşımızdaydı.”
“ANA AKIM GÜÇLÜ SİYASİ PARTİYİ BÖLMEK VE ORTADAN KALDIRMAK İÇİN BİR ÇABA VAR”
Yoksulluğun ortadan kaldırılması yerine yönetilmesine dayalı politikalara tepki gösteren Pala, Türkiye’de dışlanan yüzde 90’lık kesimin ancak “eşit yurttaşlık” ve “çoğulcu demokrasi” temelinde bir araya gelerek başarıya ulaşabileceğini ifade etti. Siyasi iktidarın ve sistemin muhalefeti hedef alan hamlelerine dikkat çeken Pala, YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in toplumsal kabulüne, yakaladığı ivmeye yönelik müdahaleleri ve CHP’nin mutlak butlan sürecini eleştirerek, şunları kaydetti:
“Hukuki hiçbir dayanağı olmayan, adına ‘mutlak butlan’ denilen ama herhangi bir bağımsız hukukçunun asla böyle bir şey olamayacağını söylediği bir kavramı karşımıza çıkardı. Sonrasındaki gelişmeleri biliyorsunuz. Bir sonraki seçimde çok daha yüksek oy alma potansiyeli olan ve Özgür Özel’in özellikle 19 Mart’tan sonraki dönemde güçlü bir lider yapısının toplumun hemen hemen her kesimi tarafından kabullendiği bir yapıyı da bir biçimde bölmek, ortadan kaldırmak için bir çaba karşımıza çıkmış oldu.
Türkiye’de bu kötü pozisyonu ve bizim kaybetmişliğimizi ortadan kaldırmak için ana akım güçlü bir siyasi partiye ihtiyaç var. Bu ana akım siyasi partiyi ortadan kaldırmak için karşımıza getirilen bütün iddiaları, bütün hukuki olmayan ama sonuçta bir biçimde hukukiymiş gibi algılatılan durumları ortadan kaldırmak için en başta söylediğimiz bu ‘Birleşe birleşe kazanacağız’ hikayesi giderek daha fazla önem kazanıyor.”
“YOKSULLUĞUN ORTADAN KALDIRILMASI DEĞİL, YÖNETİLMESİ BENİMSE TİLİYOR”
Toplumsal ayrışmaların ve derinleşen ekonomik sıkıntıların örtülmeye çalışıldığını vurgulayan Pala, şu ifadeleri kullandı:
“Şimdi toplumun kaybetmiş kesimlerinin bir bölümü bu kaybetmişliğin aslında bir araya gelirsek kazanabileceğimiz duygusundan, yoksunlukla da yaşamaya zorlanıyor. Yani örneğin ülkede ciddi bir yoksulluk var ama yoksulluğun ortadan kaldırılması değil, yoksulluğun yönetilmesi kavramının daha fazla bazı kesimler tarafından benimsendiğini, benimsetildiğini görüyoruz. Türkiye’deki bazı alanlar; inanç gibi, işte etnik köken gibi ve bir tür gerçekten adını koymakta çok zorlanacağımız kafatası milliyetçiliği gibi kavramlar üzerinden örgütlenen gruplar o kendi alanları dışında asıl yurttaşlıktan kaynaklanan haklarını almak yerine, o alanlar içerisinden kendilerini ifade etmeyi daha doğru buluyorlar.”
“HERKESİN KENDİNİ EŞİT YURTTAŞ HİSSETTİĞİ BİR TÜRKİYE CUMHURİYETİ YAPISINA İHTİYACIMIZ VAR”
Türkiye’nin geleceği için ortak bir toplumsal mücadelenin şart olduğunu vurgulayan Kayıhan Pala, şöyle konuştu:
“Bizim burada, iki kavram üzerinden ortaklaşmamız lazım: Bir tanesi eşit yurttaşlık, diğeri de çoğulcu demokrasi. Burada YENİ Parti içerisinde olsun ya da olmasın, bu ülkenin dışlanan, bu ülkenin kaybeden o yüzde 90’ının üzerinde ortaklaşması gereken bir ortak amaca ihtiyacı var. O ortak amaç da bu iki kavram üzerinden tanımlanabilir diye düşünüyorum. Yani etnik kökeni, inancı, cinsiyeti, doğduğu, doyduğu yer, sınıfı ne olursa olsun herkesin kendini eşit yurttaş olarak hissedeceği, algılayacağı bir Türkiye Cumhuriyeti yapısına ihtiyacımız var.”
“ÇOĞUNLUK DEMOKRASİSİNE DEĞİL, ÇOĞULCU DEMOKRASİYE İHTİYACIMIZ VAR”
Türkiye’nin mevcut yönetim anlayışında azınlık haklarının ve muhalefetin yok sayıldığını dile getiren Kayıhan Pala, çoğulcu demokrasi ihtiyacına dikkat çekerek, şu ifadeleri kullandı:
“Burada bir sorun alanı var. İkincisi, yüzde 50+1 ile iktidara gelen herhangi birisinin geri kalan yüzde 49,9’u yok saymayacağı bir yapıya ihtiyacımız var. Çoğunluk demokrasisine değil, çoğulcu demokrasiye. Biliyorsunuz demokrasinin bir tanımı da azınlıkların haklarının korunduğu bir rejim olması kavramı. Oysa biz bunu bugün hiçbir şekilde göremiyoruz.”
“YALNIZCA İKTİDARI DEĞİL, SİSTEMİ DEĞİŞTİRMEK ZORUNDAYIZ”
Yürütmenin denetlenmesi yetkisinin ortadan kaldırıldığını ve soru önergelerine dahi yanıt verilmediğini ifade eden Pala, çözümün aktörleri değiştirmekle sınırlı kalamayacağını belirterek, katılımcı ve parlamenter demokrasinin gerekliliğine işaret etti. Kayıhan Pala, şunları kaydetti:
“Yürütmenin denetlenmesi diye Anayasa’da yazılmış bir kavramın da yerine getirilemediğini, örneğin milletvekillerinin soru önergelerine bile yanıt verilemeyen bir düzlemde olduğumuzu söylemem gerekir. Bir yandan bizim YENİ Parti’yle siyasette yeni bir kavramı, öte yandan aslında ‘amaçta ortaklaşmak’ dediğimiz, yalnızca bir seçimi öne alarak iktidarı değiştirmek değil; aynı zamanda sistemi değiştirmek olmalı. Çünkü bugünkü sistem içerisindeki yalnızca aktörleri değiştirdiğimiz bir sistem, yine bizim ihtiyaçlarımızı karşılamaktan uzak olacak. Ben o yüzden hem seçimi bir an önce yapacağımız bir toplumsal dayanışmayı hem iktidarı değiştirmeyi hem de mutlaka ve mutlaka sistemi değiştirerek toplumun karar verme süreçlerine kolaylıkla katılabileceği mekanizmaların hayata geçirileceği bir parlamenter demokrasinin mutlaka ve mutlaka olması gerektiğini düşünenlerdenim.”
Gündem Rize, “Yeşil Yamaçlardan Taze Gündem” anlayışıyla Karadeniz’in doğasından ilham alan hızlı ve güvenilir haberciliğiyle; Rize’den yükselen en güncel gelişmeleri tarafsız ve dinamik bir bakışla okuyucusuna sunar.
Yorum Yap