YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, “Siz bir siyasi parti olarak bir işe kalkışıyorsanız o işin halka taahhüt ettiğiniz şeffaflıkta ve gerçeklikte olması lazım. Orada bir kurgu varsa bunu ortaya çıkarmak gazetecilik başarısıdır. Oradan sonra kullanılan dili kabul etmek mümkün değil. Ben işin o tarafındayım” dedi. Özel, Bahçeli’nin değerlendirmesinin sorulması üzerine de “Halk siyaset için bir malzeme, bir dolgu malzemesi, bir dekor falan değil, aksine siyaset halkın sesini duyurmak için bir görevdir, bir vazifedir” ifadesini kullandı.
(ANKARA) – YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, “Siz bir siyasi parti olarak bir işe kalkışıyorsanız o işin halka taahhüt ettiğiniz şeffaflıkta ve gerçeklikte olması lazım. Orada bir kurgu varsa bunu ortaya çıkarmak gazetecilik başarısıdır. Oradan sonra kullanılan dili kabul etmek mümkün değil. Ben işin o tarafındayım” dedi. Özel, Bahçeli’nin değerlendirmesinin sorulması üzerine de “Halk siyaset için bir malzeme, bir dolgu malzemesi, bir dekor falan değil, aksine siyaset halkın sesini duyurmak için bir görevdir, bir vazifedir” ifadesini kullandı.
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Halk TV’nin canlı yayın konuğu oldu. YENİ Parti’nin hedefi, parti kuruluş çalışmaları ve gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Özel, cumartesi günü CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun katılımıyla düzenlenen üye katılım törenine figüranların taşındığı haberinin sorulması üzerine, şunları söyledi:
“GAZETECİLİK BAŞARISIDIR”
“Ben artık CHP’nin meselelerine girecek, onları eleştirecek falan değilim. Zaten eleştiriyi, kamu adına önce olayı ortaya çıkaran gazeteci arkadaşımız, sizler, sonra da kamuoyu yaptı yapacağı kadar. Bizim konumuz değil. Orada benim konum olan şey muhabir arkadaşımıza olay ortaya çıktığında ki önemli bir gazetecilik başarısı olduğunu hepiniz ifade ediyorsunuz, kurumu arkasında durdu. BirGün gazetesi, gazetecilerin meslek örgütleri arkasında durdu. Önemli bir gazetecilik başarısı yapılmış. Bu haberi yapan genç, kadın gazeteci arkadaşımıza yönelik üslubu kabul etmek mümkün değil. Gazetecilik mesleğine böyle bir saldırı mümkün değil. Çünkü biz kamusal denetim altında görev yapıyoruz. Gazetecinin en önemli görevi de bu kamusal denetimi gerçekleştirmek. Siz bir siyasi parti olarak bir işe kalkışıyorsanız o işin halka taahhüt ettiğiniz şeffaflıkta ve gerçeklikte olması lazım. Orada bir kurgu varsa bunu ortaya çıkarmak gazetecilik başarısıdır. Oradan sonra kullanılan dili kabul etmek mümkün değil. Ben işin o tarafımdayım. Diğer tarafını milletimiz takdir ediyor tabii.”
“HALK SİYASET İÇİN BİR DEKOR DEĞİL, SİYASET HALKLA YAPILIR”
Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin konuya ilişkin ifadelerinin hatırlatılması üzerine şöyle dedi:
“Devlet Bey’in açıklaması da öyle. CHP’de biz bir darbeye maruz kaldık. Bu iktidar partisi, CHP’nin yeni siyaset anlayışını hedefe almıştı. O yeni siyaset anlayışı 31 Mart zaferini getiren siyaset anlayışıdır. Bu anlayışın iktidar yürüyüşünü gördü AK Parti. Yargı kolları eliyle dört kez üst üste seçilmiş genel başkanını görevden uzaklaştırmaya çalıştı. Türkiye siyasi tarihinde ve yargı tarihinde olmayan, dünya tarihinde de eşi benzeri az görülür, bütün dünyanın dikkatini Türkiye’ye çeken ve Türkiye’yi çok olumsuz bir şekilde etkileyen bir karar verdiler. Biz o günden sonra hem hukuken hem siyaseten hem fiziken sokaktaydık. Sokaklardaki insan selini gördünüz. İki şeyi birleşti. Bunlardan bir tanesi Bertolt Brecth’in şiiridir. ‘Halkın coşkun akan selinin önünde hiçbir şey duramaz.’ Öyle bir sel akarken tabii Sayın Bahçeli’nin bugün ifade ettiği gibi, öyle taşıma kalabalıkların, milletin gönlünde olmayan kalabalıkların bir hükmü yoktur. Ben de bunu söylüyorum. Siyaset milletle yapılır, halkla yapılır. Halk siyaset için bir malzeme, bir dolgu malzemesi, bir dekor falan değil; aksine siyaset halkın sesini duyurmak için bir görevdir, bir vazifedir. O yüzden de siyasetçinin kendini nereye konumlandırdığı, halkı nerede gördüğü çok önemli.
YENİ Parti’nin bundan sonraki siyaset anlayışı sokakta, halkla beraber halkın taleplerini, milletimizle birlikte milletin taleplerini ve çözüm önerilerini bolca konuşacağı, milletle birlikte siyaset yapacağı süreç, aslında AK Parti’nin CHP’deki yeni yönetimin iktidara yürüyüş sürecinin darbesinin gerekçesiydi. Darbeyi yaşadık. 65 gün boyunca bu darbeden partiyi nasıl kurtarırız diye her şeyi denedik. Ama milletin de sabrı tükenmeye başladı. Çünkü ilk günler diyorlardı ki ‘Partiyi bunlara bırakma’ diyen yüzde 90’dı. Yüzde 10, ilk günden ‘Yola çık, arkandayız’ diyordu. 60 günün sonunda, ‘Bunlara bırakma’ diyen yüzde 5’lere düştü. Yüzde 95, ‘Arkandayız, yeni parti’ demeye başladılar. Ve biz orada artık milletin talebi, milletin tazyikiyle YENİ Parti’yi kurduk.
“YÖNETİM ANLAYIŞIMIZIN BİR FARKI YOK”
Kurulan YENİ Parti’nin meselelere bakış açısından bizim yönetim anlayışımızdan bir farkı yok. Yani kutuplaşma siyasetini reddeden, inançlara saygılı, herkesin istediği gibi giyinmesinin, örtünmesinin ya da örtünmemesinin teminatı da olan, bu meseleyi bir özgürlük alanı olarak herkes için tanımlayan ama gençlerin festivallerinin yasaklanmasına da karşı çıkan ya da birilerinin birilerine bir yaşam biçimi dayatmasına karşı çıkan, bu alanda tam olarak özgürlükçü, yasakları yasaklayan, kamu düzenini tehdit etmeyen her türlü özgürlüğün savunucusu olan, hem inanç özgürlüğünün hem istediği gibi yaşama, kendini ifade etme özgürlüğünün temin olan bir yaklaşım. Bu CHP’nin geçmişten söylenen birtakım haksız eleştiriler, haklı eleştirilerin hepsi bir yana, yeni yönetiminin gençlere, kadınlara ve tüm demokratlara alan açan yönetimin anlayışı, burada değişen bir şey yok. Sokakta siyasette değişen bir şey yok. Asla ve asla bundan sonraki süreçlerde gerçek sorunlara kalıcı çözümler öneren ve ekonomiyi konuşan, işsizliği konuşan, istihdamı konuşan ya da KOBİ’nin sorunlarını konuşan siyasette değişen bir şey yok.
“ANA MUHALFET OLMAYI, MİLLETİN BİZE VERDİĞİ YETKİYİ GERİ ALDIK”
Ama değişen bir şey var. Kapıları kapalı tutan ve kendini içine kapatan bir siyaseti zaten reddediyorduk. Türkiye’nin bütün demokratlarına seslenen, bütün demokratlarına alan açan ve hem partinin üyeliği için hem partinin nasıl bir parti olacağı konusunda hep birlikte konuşacağımız… Yani biz şöyle söylüyoruz: Teknik kuruluşumuzu milletvekillerimizle yaptık. Çünkü bir an önce yapmak lazımdı. Milletvekillerimizle birlikte kendimize bir parti, bir grup kurduk. Ana muhalefet lideri olmayı, illerde il başkanlarımın ana muhalefetin il başkanı olması haklı, milletin bize verdiği bu yetkiyi geri aldık. Bundan sonra yolumuza böyle devam ediyoruz. Ama siyasi kuruluş ağustos ve eylül ayında ve ekim ayında yapmayı hedeflediğimiz kurultayda, onu milletimizle birlikte yapıyoruz. O yüzden CHP’yi kapsayan, taşıyan ve aşan bir siyasetle ilerliyoruz. Zaten o yüzde 25’lik cam tavanla benim kavgam vardı yıllardır. İlk seçimde kırdık. Yüzde 38 artık yeni tavandı. Şimdi yüzde 38’i taban yapıp üstüne sıçrayacağız.”
“YENİ PARTİ’NİN SİYASET ANLAYIŞI ORTAK GELECEĞİ BİRLİKTE KURMA”
Özel, “Şimdi tavan ne” sorusu üzerine şöyle devam etti:
“50+1 aslında. Hiçbir tartışmaya yer bırakmıyorsa YENİ Parti’nin hedefi tek başına iktidardır, tek başına Meclis çoğunluğudur. Ama şöyle bir kibri yoktur: YENİ parti, diğer muhalefet partilerine, onları küçük gören, onları tepeden bakan veya ‘Ben büyük ağabeyim, peşime takılın. Ben lokomotifim, vagon arıyorum’ diyen bir siyaset değil. YENİ Parti’nin siyaset anlayışı ortak geleceği birlikte kurma. Herkese kapımız açık. Oy verene, ‘Vermeyin’ mi diyeceğiz? Bence bütün partiler de zaten bunu hedeflemeli. İşin kolayı o. ‘Biz küçüğüz, ittifaklar kurarız. Günü gelince çözeriz.’ Biz niye küçüğüz? Biz büyüğüz. Biz bu toplumda bizim dillendirdiğimiz sorunlardan muzdarip yüzde 80-85 var. Hadi bir yüzde 20-25 oyunu alamayacağımızı düşünen veya hani anketlerde sorulduğunda ‘Asla oy vermem’ diyen gruplar vardır. Toplumun yüzde 70-75’inin oyuna talip olan bir parti buna göre siyaset yapmalı. Yan yana durmak lazım. Bu milletin şuna tahammülü yok. Ben sokakta şunu görüyorum: Güven duyuyor insanlar bize, destek duyuyor insanlar bize ama bu verdikleri desteğin ve güvenin bir şartı var. O şart da şu: ‘Benim sorunumu çözün. Bu iktidarı değiştirin. Bunu yapmak için de birbirinizle uğraşmayın. Hedefiniz iktidar olsun’ diyor. Bunu parti içine de söylüyor, diğer partilerle ilişki açısında da söylüyor.”
YARGITAY’IN TEDBİRİ KALDIRMASI DURUMUNDA YENİ PARTİ NE YAPACAK
Özel, “Eğer Yargıtay mutlak kararını iptal ederse buna ilişkin planınız nedir” sorusuna karşılık şunları söyledi:
“Bütün olasılıkları gözeten, çoklu hazırlıklar var. Ama burada samimi bir cevap vermem gerekirse YENİ Parti’nin hedefi iktidar. Ve görünen o ki YENİ Parti, CHP’de bıraktığımız yerde veya daha ileride, CHP’de kalan parçaya bakmaksızın. Anketler gösteriyor ki YENİ Parti’nin bir gerçekliği var. Türkiye siyaset tarihinde dünyaya da bakıyoruz, görmedik daha ama kurulduğu gün ana muhalefet oldu. Bir partiden ayrılan bir arayış partisi değil. Aslında bir anlayışın partisi YENİ Parti. Yapılan darbeye karşı bir direnişin, bir mücadelenin partisi. Bu çok önemli. Görünen o ki bunu tabii şimdi çok erken söylememek lazım çünkü olmamış bir şeyin ölçümü… ‘Özgür Özel yeni parti kursa oy verir misin’ diyen burada çok müthiş bir alan var. ‘Kesin veririm, veririm ve verebilirim’ diyenler yüzde 50’yi geçiyor. Biz CHP’de bir dönem burada yüzde 23’lerde sıkışıyorduk. Şimdi CHP’nin bir özelliği var o da halen gördüğümüz anketlerde öyle ama ümit ediyorum önümüzdeki ay bu kuruluştan sonra da onu göreceğiz. Kurulduğunda birinci parti olan ilk parti olacak. Bu muhteşem bir şey. O zaman sizin bana sorduğunuz sorunun cevabını, kurucular kurulu toplantısında arkadaşlarıma söylediğim şunu söyleyeyim. Siyaseten baktığımızda şu mantıktayım: Emevi ordusunu İberya Krallığı’na çıkaran Komutan Tarık’ın ‘Arkamızda düşman gibi bir deniz. Karşımızda deniz kadar çok düşman var. Yaktım gemileri kazanmak zorundayız.’ Gemileri yakmadan ve kazanmaya mecbur olmadan siyasette yol yürünmez. O yüzden YENİ Parti, kafası arkada ileri doğru koşmayacak. Aklı bir yere takılmış olarak kalmayacak.
“YENİ PARTİ’NİN KURULUŞU KESİNLİKLE DURMAZ”
Erken bir Yargıtay kararı, o zaman YENİ Parti kuruluşunu kesinlikle durdurmaz. Çünkü Türkiye siyasetinin YENİ Parti’ye, hatta ve hatta şu anda seçime girme yeterliliği olan, bir baskın seçim durumunda bir kardeş partiye ihtiyacı var. Bu iki hazırlığımız sürüyor. YENİ Parti’nin ekim ayı içinde süreçlerini tamamlayıp, kurultayını yapıp mart sonundan itibaren yapılacak bir seçime girme yeterliliğini alması lazım. Bugün 55 ili görevlendirdik. Biz illeri görevlendirmedik, ilçe binalarının açılışları yapılıyor. Çok iyi niyetle ilçe başkanlarımız, ilçedeki partililerimiz, bizi de aşan inisiyatifleri partinin tabelasını takan, yer tutan, konteyner satın alıp orada bilmem ne yapan bir yürüyüş var. O yüzden bizim aklımızı geride bırakacak bir durumumuz yok. Ama Yargıtay’ın vereceği bir karar, o kararın kapsamı… Kararına güvenmediği için Yargıtay denetimine iş günü olarak bir gün kala yolladı. O kadar kötü. Yani o kadar fena bir talimat almış. Mesleği o kadar bırakmış.
“BU ANLAYIŞA PARTİ BIRAKILMAZ”
En nihayetinde CHP’nin bu butlan anlayışına… Nedir butlan anlayışı? AK Parti’nin işine gelecek, AK Parti ile bir simbiyotik yaşam kurulmuş, kazan-kazan ilişkisine gireceğiz, AK Parti’nin istediği iktidar yürüyüşü durdurulacak, iktidara yürüyen CHP’ye çelme takılacak, biz de partinin yönetimine geleceğiz ve imkanlarından yararlanacağız. Buraya parti bırakılmaz. Biz tamamen partiyi bırakır, kurumlarının boş bırakırsak mahkeme kararı ne olursa olsun, birilerinin hukuksuz da olduğu tescil edilecek bir butlan kararıyla partiyi yağmalamasına da izin vermemek lazım. O konuya da hazırlıklarımız var. Tabii kararın ne boyutta çıkacağı, tamamen bu butlan işleminin iptal edilip tamamen partinin başka bir hale gelmesi, başka bir geçiş dönemi veya böyle bir ara dönem gibi yani bu butlancıların gitmesi ama ne olacağının belli olmadığı bir bekleme süreci falan siyaset belirsizlik kaldırmaz. O yüzden biz YENİ Parti ile yolumuza devam ediyoruz. Zaten YENİ Parti’nin gördüğü teveccüh… CHP’deyken bizim bütün anlayışımıza rağmen oy potansiyeli yüzde 40’lara yaklaşıyor diye sevinirken şimdi yüzde 55-60’ları gördüğümüz yerde… Bu vakitten sonra YENİ Parti yoluna yürüyecek. Ama bu yargı kumpasına karşı da her türlü tedbirimizi almak durumundayız.
“200’ÜN ÜZERİNDE BELEDİYE YENİ PARTİ’YE KATILMAK ÜZERE İRADE KOYDU”
Özel, “CHP ve AKP açısından iş kaybet-kaybet’e mi dönüştü” sorusuna şu yanıtı verdi:
“Görünen anketler ve sahadaki durum şu: CHP’lilerin anketlere baktığınızda yüzde 90-92’si, sokağa baktığınızda yüzde 99’u, örneğin dün Bodrum İlçe Başkanımla konuştum, bütün üyeleri aramışlar, yüzde 97’si YENİ Parti’ye geliyor. Belediyelere çağrı yapmadığımız, hatta aksini telkin ettiğimiz halde mesela Bergama Belediye Başkanı, Bergama Belediye Meclis Üyesi, Bergama’daki neredeyse bütün üyeler ayrılmışlar. Urla, Manisa, Denizli, Burdur… O kadar çok ki. 20 il belediyesinin 19’u birlikte katılma kararı almış. Ki biz belediye meclis gruplarının durumunu düşünerek belediye başkanlarına bir çağrımız yok demiştik ve halen daha belediye başkanı, belediye meclis üyesi çağırmadığımız halde sonuçta öyle bir gerçeklik yaşanıyor ki beni arıyor belediye başkanı diyor ki ‘Sokakta yürüyemiyoruz. Belediyeye gidemiyoruz. ‘Sen niye katılmıyorsun? Özgür Özel’i niye yalnız bırakıyorsun? Sen butlancı mısın?’ Burada her bir arkadaşımız evinden baskı görüyor. Biz nasıl yapalım?’ Yarın itibarıyla 200’ün üzerinde belediyenin istifa edip YENİ Parti’ye katılmak için irade ortaya koyduğunu görüyoruz. Siyasi tarihte görülmemiş bir istek ve destek var. Bunu engelleyemeyiz tabii.
MANSUR YAVAŞ VE ZEYDAN KARALAR’IN DURUMU
Örneğin Mansur Bey. Mansur Bey’in belediye başkanları, belediye meclis üyeleri falan kendileri YENİ Partiy’e gelmemiş değiller. Ama şu anda önceki partimizdeler. Çünkü biz onları zaten buraya davet etmedik. Ama kimse tutup Mansur Yavaş’a, ‘Kardeşim sen butlancı mısın’ demesin. Böyle bir durum olmadığını da hep birlikte görüyoruz. Zeydan Karalar’ın durumu özel. Dün beni bir kez daha aradı Zeydan Başkan. Yani biz bir ağabey-kardeş ilişkisi içindeyiz. Farklı farklı, çok katmanlı şeyler var. Mesela Zeydan Başkan’ın yargılandığı dava karar sürecinde. Bir yandan birçok belediyemize, ‘YENİ Parti’ye geçerseniz şöyle olur’ korkusunu yaymaya çalışan bir iktidar medyası, bir AK Parti yargı kolları var. Butlan yönetiminin çok farklı farklı ağızlardan önden, arkadan, sağdan, soldan ona buna yolladığı haberler var. Zeydan Başkan ile arama giremeyecekler hadsiz hadsiz oradan buradan ıvır zıvır konuşuyorlar. Her yerden bu butlan yönetiminin kerameti kendinden menkul birtakım şeylerinin orada burada korku salmaya çalıştığını, Meclis koridorlarına kadar gelip de bunların konuşulduğu süreçler var. Operasyona uğrayan bir belediye başkanına, ‘Biz gerekirse şurayla konuşuruz’ falan… Gerçekse de rezalet yalansa da rezalet. O yüzden bugüne kadar ben belediye başkanlarına çok özel ve en sonda bir davet bekliyorduk ama sahadaki gerçekleşme birçok belediye başkanını harekete geçirmiş durumda. Ama çok rica ediyorum, ben bir şey demeden belediye başkanlarından henüz partiye geçmemiş olan kimseye butlancı muamelesi kimse yapmasın. Ağzıyla ‘butlancıyım’ demeyen kimse benim gönlümde butlancı değildir. Yani temel kriterimiz bu. Bir geçiş dönemindeyiz, hassas bir dönemdeyiz ve önemli bir işi başarmak üzereyiz. Biz butlan CHP’sini zaten muhatap kabul etmiyoruz. Atanmışlar, seçilmemişler. Atanmışla işimiz olmaz. Seçilmişlerin tamamına saygımız sonsuz. Bizim partimizi yargı eliyle elimizden alıp, seçimden kaçıp, yarıştan kaçıp halen butlancılık yapanlar orada kalacaklar. Biz iktidara yürümeye devam edeceğiz.
“BENİ DOKUNULMAZLIKLA KİM KORKUTABİLMİŞ DE BUTLANCILAR KORKUTACAK”
Özel, “YENİ Parti de pek çok ankete göre belli bir rüzgar almışken arkasına bu kez de dokunulmazlık konusunu, bir anda siz de dahil olmak üzere, belli isimlerin dokunulmazlığını kaldırarak bir de böyle bir darbe vurmaya kalkabilirler mi” sorusuna şu yanıtı verdi:
“Millet bu bu bakış açısını şamaroğlanı yaptı. Bir şamar daha yerler milletten. Ben buna ne tedbir alacağım? Polemiğe girmek istemem. Bunu yapmalarındaki maksat milleti korkutmaktır. O yapılan işlerin tamamı bir milletvekili geçişini azaltmak için. Bunda üç-beş milletvekiline muvaffak oldular kendilerince. Belediye başkanlarını ve meclis üyelerini korkutmak için. Milleti korkutmak için. Görüyorsunuz 2 milyon üyenin istifa rakamları. Birkaç arkadaşı ailesinin işleri, çoluğu-çocuğu diye, kimi istifa etti bıraktı, kimi ‘Ben kurucu olmayayım. Birkaç hafta sonra’ diye söyleyen var. Ama bu büyük uğraşılarının sonucunda güya bizi 40 vekile düşüreceklerdi, bir tane belediye geçmeyecekti. ‘Gelme’ diyorsun, 200 belediye geliyor. Aslında yeni siyaset anlayışının, kaybetmeyen CHP’nin yeni yönetim anlayışı ve ona yapılan darbeden sonra artık bunun adı YENİ Parti. Bu YENİ Parti’nin yeni potansiyeli ortada. Beni dokunulmazlıkla bugüne kadar kim korkutmuş da butlancılar korkutacak? Böyle işlere kalktıklarında da millet bir sonraki şamarı daha fena vuruyor. AK Parti benim gördüğüm kadarıyla birazcık bu işe aydı, bunlar ayamadı.”
“KÖTÜLÜK, DİRENÇ, UMUT ÇOK FAZLA”
Özel, YENİ Parti’nin kuruluşu ve AK Parti’nin kuruluşu arasındaki sosyolojik benzerliğin sorulması üzerine ise şöyle konuştu:
“O süreç de bir tepkinin olduğu bir süreçti ama böyle bir tepki, böyle bir öfke yoktu. O süreçte de devletin AK Parti’nin kurucu kadrolarına yönelik birtakım yaptığı işler vardı ama böylesi yoktu. AK Parti’yi kuran kadrolara yapılan kötülüğün 10 katı yapılıyor. Dünün mağdurları bugünün zalimi olmuş, millet bunu görüyor. Ve sokaktaki öfke, o dönem böyle bir öfke falan yoktu sokakta. Tayyip Erdoğan’ın arkasında sel olup akmıyordu arkasında insanlar. Buradaki sosyoloji bambaşka. Yapılan kötülük çok fazla. Buna karşı gösterilen direnç çok fazla. Bu dirence bağlanan umut çok fazla. Bambaşka bir şey olduğu kesin. Ben zaten ilk gördüğümde şaşkınlığımı da gizlemeden ‘Bir şeyler oluyor, görüyor musunuz’ demiştim. Herkes de çok buna karşı şiddetli bir refleks göstermişti.”
“ERDOĞAN’DAN TELEFON GELMEDİ”
Özel, “AK Parti kanadından veya Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan bir telefon aldınız mı” sorusuna karşılık, “Yok. Almadım. Geçmişte birlikte siyaset yaptığımız arkadaşlar, yöneticiler falan arıyorlar. Binali Yıldırım aradı. Binali Yıldırım aradı. Ama Erdoğan’dan böyle bir telefon gelmedi” yanıtını verdi.
Özel, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in YENİ Parti için kullandığı “Alacakaranlık Kuşağı” benzetmesinin sorulması üzerine şöyle konuştu:
“Onlar bir alacakaranlık yaptılar, biz oradan sıyırdık. Orada alacakaranlık kuşağı devam ediyor. Ömer Çelik, ‘Biz yokuz’ diyorsa, Mehmet Uçum’a bakacak. Mehmet Uçum, CHP’ye yapılan darbenin teorisyeni olarak konuşuyor. Geçmişte de zaten CHP içindeki bazı yapılarla yakın diyalog halinde olduğunu, şu anki yapılarla, butlan yapısıyla yakın diyalog halinde olduğunu biliyoruz. Ama Mehmet Uçum’un nerede durduğuna bakarsanız, Ömer Çelik’in nasıl bir tutarsızlık içinde olduğunu görmek lazım. Yani bu Ömer Çelik işine gelenin sözcüsü, işine gelenin sözcüsü değil mi? Mehmet Uçum ile siyaset yapmıyorlar mı? Biraz siyaset okuması kuvvetli AK Partililerin bu işin onlara yaramadığını okumaya başladıklarını, dillendirdiklerini görüyorum, duyuyorum. Onları dinlerse AK Parti daha az zarar görür, dinlemezse benim işime gelir. AK Parti’nin bize karşı saldırılarının sürüyor olması veya halen daha bu butlan içinden medet umanların egemen oluyor olması, sonuçta bizim gündelik hayatımızı zorlaştırmakla birlikte siyasi gücümüzü arttırıyor.”
BAHÇELİ’NİN AÇIKLAMALARI
Özel, Bahçeli’nin bugünkü açıklamaları ardından ilişkilerinin ne noktada olduğuna ilişkin soruya şu yanıtı verdi:
“Burada çok hassas bir şey var. Devlet Bey yanımızda durmuyor. Devlet Bey Cumhur İttifakı’nın bir bileşeni ve Tayyip Erdoğan’ın yanında duruyor, arkasında duruyor, birlikte duruyor. Ve biz Cumhur İttifakı ile rekabet ediyoruz, biz Cumhur İttifakı’nı yenmek istiyoruz. Devlet Bey’in yanında durduğu şey YENİ Parti ya da Özgür Özel değil. Devlet Bey’in yanında durduğu şey demokratik siyaset hakkı. Yani şunu söylüyor: Butlana karşı da bir tutum almışlardı ve onların o tutumuna rağmen butlan gerçekleşti. Devlet Bey, ‘Bu partiye saldırılmamalıdır’ diyor. Ama Devlet Bey, Cumhur İttifakı’nın en önemli iki bileşeninden bir tanesidir. Devlet Bey olmasa Cumhur İttifakı olmaz ve Devlet Bey açıklamalarında Cumhur İttifakı noktasındaki pozisyonunu teyit etmektedir. Bir de bir eksikliği tespit etti. Hazine yardımı konusunda Devlet Bey bir saptamada bulundu. Bizim tabii mutlak butlan yönetiminden böyle bir talebimiz falan yok. Ama bu mevzunun bir yasal düzenlemeye muhtaç olduğu da açık. Son seçimin sonucunu alanlar, o partide yaşayamaz hale geldiyse hazine yardımını neden; yüzde 99’u buraya geldiyse yüzde 1’e neden yüzde 100 verilsin? O tabii geçmişe dönük son Hazine yardımından varıp da biz CHP’den bir şey talep edecek değiliz. Ama gelecek hazine yardımları için bir yasal düzenlemeye ihtiyaç olduğunu yaşanan son siyasi gelişmeler ortaya koydu. Biz Devlet Bey bunu da tespit etmiş orada. İyi niyetli, demokratik bir yaklaşım. Buna bir şey denemez.
Bugünkü açıklamaları düzeyine, bu demokratik yaklaşım düzeyine gelse ne güzel rekabet ederiz. Erdoğan ile biz siyasi rekabet ediyorduk. 23 senedir o bizi yeniyordu. Son sene yine siyasi rekabet ettik. Biz yendik. Biz yenince Sayın Erdoğan masanın altından balta çıkardı. Bizim kafaya baltayla vurdu. Yani şimdi bu olmaz. Biz de bu saldırısının karşısında bir yıl mücadele verdik. Geldi, partimizi elimizden aldı, başkasına verdi. Biz de yeni partimizi kurduk. Şimdi bu yeni partiye saldırı olmayacağının güvencesi yok ama bir tek şeyi bilmesi lazım: Birinin iyi kavga edip etmediğine bakmayın. Dayaktan yılmıyorsa ondan korkun. Ben dayaktan yılmam. Ben haksızlığa, saldırıya karşı mücadele azmimi kaybetmem. Bizim pozisyonumuz bundan ibaret.”
“BAĞIŞLAR İÇİN BİRAZ SABIR İSTİYORUM”
Özel, partiye bağış yapılmasına yönelik soruya şu yanıtı verdi:
“Kolay değil, parti kuruyoruz ve birinci kongresini Sivas Kongresi kabul eden, 107 yıllık bir partinin içinden parti kuruyoruz ve partinin esas kendisi biziz. Butlanı geride bırakıyoruz CHP’nin içinden CHP’ye oy veren yüzde 99 ile beraber yeni bir parti kuruyoruz. Kolay bir iş değil. Hazırlıklarımızı yaptık ve bir gün içinde; İçişleri Bakanlığı, Yargıtay, Meclis, grup kurulması, grup iç yönetmeliklerin onaylanması, grup başkanvekilliklerinin seçilmesi, PM’nin seçilmesi, ertesi gün Anıtkabir, PM ve MYK ve YDK’nın oluşturulması… Tamamı 27 saat içinde bitti. Bu görülmüş bir şey değil. Yarın da grup saatini aldık. Hatta çıksam ‘Grupta konuşacağım’ desem konuşurum ama yarın kapalı grup yapacağız çünkü meclis başkanvekili falan onlarla ilgili belirlemelerin yapılması lazım. Tam kuruluşumuzu bitirmiş olacağız. Vergi numarasını aldık, parti grubu adına hesap açtırma yetkisini aldık, parti adına hesap açtırma yetkilerini aldık. Birkaç gün içinde bu iş bitecek. Ben şimdi bir hesap numarası verebilirim ama milletin dolandırmasını da gözetmem lazım. Ondan biraz daha sabır istiyorum. İstediğim sabır şunun için: Partinin resmi sitesini koyalım. Benim ağzımdan ve hesaplarımdan bağış kampanyasını duysunlar, o hesap numarasına bağış isteyeceğiz elbet. Ben büyük bir sabırsızlık, büyük bir sahiplenmenin farkındayım ama bir dolandırıcılıklara karşı dikkatli olmak açısından çok önemli. İkincisi her işi usulüne uygun dört dörtlük yapmak için önemli.”
(SÜRECEK)
Gündem Rize, “Yeşil Yamaçlardan Taze Gündem” anlayışıyla Karadeniz’in doğasından ilham alan hızlı ve güvenilir haberciliğiyle; Rize’den yükselen en güncel gelişmeleri tarafsız ve dinamik bir bakışla okuyucusuna sunar.
Yorum Yap