Dilovası’nda kaçak parfüm dolumu yapılan fabrikada çıkan yangında 3’ü çocuk 7 işçinin can vermesiyle ilgili davanın üçüncü duruşması Kandıra Cezaevi içindeki duruşma salonunda yapılıyor. Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde mütalaaya karşı söz alan tutuklu Ali Osman Akat, “Ben devletime milyonlarca lira vergi ödemiş bir iş adamıyım. Şirketlerimde denetimler yapıldı, 100 lira bile ceza almadık… İnsan hayatı önemlidir ama benim birinci derece değer verdiğim konu, vergi ödeyemeyecek duruma düştüm. Ne kazandıysam şirketlerime yatırdım, istihdam sağladım. İstihdam için üretim olması lazım. Üretim yapamıyoruz nakit akışımız düştü” sözleriyle tahliye istedi.
Haber: Beril KALELİ/Kamera: Umut Emre GÖKBULUT
(KOCAELİ/KANDIRA) Dilovası’nda kaçak parfüm dolumu yapılan fabrikada çıkan yangında 3’ü çocuk 7 işçinin can vermesiyle ilgili davanın üçüncü duruşması Kandıra Cezaevi içindeki duruşma salonunda yapılıyor. Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde mütalaaya karşı söz alan tutuklu Ali Osman Akat, “Ben devletime milyonlarca lira vergi ödemiş bir iş adamıyım. Şirketlerimde denetimler yapıldı, 100 lira bile ceza almadık… İnsan hayatı önemlidir ama benim birinci derece değer verdiğim konu, vergi ödeyemeyecek duruma düştüm. Ne kazandıysam şirketlerime yatırdım, istihdam sağladım. İstihdam için üretim olması lazım. Üretim yapamıyoruz nakit akışımız düştü” sözleriyle tahliye istedi.
8 Kasım 2025’te Dilovası’nda kaçak parfüm ve kozmetik ürün dolumu yapılan Ravive Kozmetik Fabrikası’nında, 3’ü 18 yaşından küçük 7 işçinin yaşamını yitirdiği yangına ilişkin davanın 3’üncü duruşması yapıldı.
Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Kandıra Cezaevi Yerleşkesi Duruşma Salonu’nda yapılan duruşma saat 11.15 civarında mahkeme başkanı tarafından dosyaya ilişkin talep edilen evrakların durumlarının okunmasıyla başladı. Öğle arasının ardından duruşma ailelerin avukatlarından Mürsel Ünder’in beyanıyla devam etti. Dilovası Faciası’nı Marquez’in Kırmızı Pazartesi romanına benzeten Ünder, “Kırmızı Pazartesi’de bir cinayet işlendi. Cinayeti önlemek isteyenlerin gücü ve yetkisi yoktu, gücü ve yetkisi olanların da ilgisi yoktu. Dilovası faciası da aynı Kırmızı Pazartesi gibi. İnsanlar CİMER’e şikayet ettiler, muhtara söylediler ama bir şey yapılmadı.” şeklinde konuştu.
AVUKAT ÜNDER’DEN HEYETE: “DELİLLERİ GÖRMEZDEN GELİYOR, YARGILAMAYI SINIRLANDIRIYORSUNUZ”
Beyanında, mahkeme heyetinin dosyayı yürütüş şekline ilişkin eleştirilerde bulunan Ünder, “Delilleri görmezden geliyorsunuz ve yargılamayı sınırlıyorsunuz. Tek bir arama kaydının bile delil sayıldığını bugünlerde çok görüyoruz. Biz size delil yağdırıyoruz… Ailelerin Adalet Nöbeti başladıktan sonra 14 şehirde nöbet gerçekleşti. Bu toplum olarak iş cinayetlerine adalete ne kadar susamış olduğumuzu gösterdi. Böyle bir adalet arayışı içerisinde, hakkaniyetli kararlar vermekle ve kararların hakkaniyetini açıklamak zorundasınız” dedi.
Dosyada ‘Bilinçli taksirle ölüme sebebiyet’ verme suçundan yargılanan Küresel OSGB Sorumlu Müdürü Ünal Aslan ile atölyenin mülk sahibi Güven Demirbaş’ın ikinci duruşmada tahliye edilmesine itiraz eden Ünder mahkeme heyetine, “İddianameye bağlıyız diyorsunuz. İddianamede ne değişti de bu kişileri tahliye ettiniz?” sorusunu yöneltti.
“HİÇBİR YÜKÜMLÜLÜĞÜ YERİNE GETİRMEMİŞ ADAMA TAHLİYE VERİYORSUNUZ”
Ünder şöyle konuştu:
“Ünal Aslan iş güvenliğinden sorumlu. ‘Adres yanlıştı, bulamadım, telefonu açmadılar’ (dedi). CİMER’e şikayet var, muhtara şikayet var. Birine sorsan bulursun yeri. En olmadı kimyasal kokusunu takip et yine bulursun. Bir tane müşteriyi kaybetmemek için, 3 aylık parasını alabilmek adına patronlarla arasını bozmamak için hiç bir yükümlülüğü yerine getirmemiş bir adama siz tahliye veriyorsunuz. Anlayamıyoruz sizi. Kontrol görevi gerekli yerlere, Adalet Bakanlığı’na bildirdin mi? Bildirmedin. 3 ay boyunca görevini yapmamış olmasının hukuki gerekçesi yok. Mevzuatta sadece 8/2’yi dikkate almış olsaydınız, işverene ulaşamadım diye bir şey yok sayın heyet. Kanunu dikkate almıyorsunuz.
Ünal bey salonda yok. Paşamız uygun değilmiş, üst solunum yolu enfeksiyonu varmış. Bunun yeterli bir gerekçe olmadığını düşünüyoruz.
“HAVALANDIRMA OLSA BAZILARI BELKİ KURTULACAKTI”
Diğer sanıklar için geçerli olan tüm tutukluluk gerekçeleri Güven Demirbaş için de geçerli. Niye tahliye edildi? Demirbaş kira almak için resmen kartondan bina yapmış. Yanıcı parlayıcılarla üretim yapılıyor bir tane cam yok binada. Havalandırma yok. Bunlar olsa belki bazıları kurtulacaktı. İnanın bomba imalatı yapsanız bundan bir farkı yok. Binanın yıkım kararı bulunmasına rağmen kullanıma devam edilmesi, hiçbir tedbir almadan kiraya verilmeye devam edilmesi… Konut alanına işyeri yapamazsın, sen burayı işyeri olarak kiraya vermişsin. Yapılması gerekenler, masraflar kiracıya aitti dedi. Bunu kanıtlayacak bir şey sunamıyor. Sözleşmede böyle bir şey yok. Ama yine de siz ikna oldunuz. Madem kiracı yapacaktı, yok mu çektiğin bir ihtarname? Senin binanı riske atıyor. Ama siz bunların hepsine ikna oluyorsunuz tahliye ediyorsunuz.
Konut alanına iş yeri yapılıyor. Kamu kurumları bir şey yapmıyor. Şimdi sizin önünüze geldi, siz de bir şey yapmıyorsunuz. Çocuk işçi, sigortasız işçi çalıştırılıyor. Bunların hiç biri konuşulmuyor”
SAVCI TUTUKLULUKLARIN DEVAMINI İSTEDİ
Ünder, Demirbaş ve Aslan’ın tutuklanmasını talep etti. Ünder’in beyanının ardından tutukluluğa ilişkin mütalasını okuyan savcı, tutuklu sanıkların tutukluluklarının devamını, adli kontrol tedbirleri olan sanıkların tedbirlerinin de aynen devam etmesini talep etti.
Mütalaanın okunmasının ardından sanıklar ve avukatlarının tutukluluk mütalaasına karşı beyanları dinlendi. Tutukluluğunun devamı talebine itiraz eden Ali Osman Akat, tutuklanması nedeniyle iş hayatında yaşadığı ekonomik sıkıntılara dikkat çekti. Akat şu ifadeleri kullandı:
ALİ OSMAN AKAT: VERGİ ÖDEMEYECEK DURUMA DÜŞTÜM, NAKİT AKIŞIMIZ DÜŞTÜ
“Benim en önem verdiğim şey devletimin bekasıdır. Ben devletime milyonlarca lira vergi ödemiş bir iş adamıyım. Şirketlerimde denetimler yapıldı, 100 lira bile ceza almadık… İnsan hayatı önemlidir ama benim birinci derece değer verdiğim konu, vergi ödeyemeyecek duruma düştüm. Ne kazandıysam şirketlerime yatırdım, istihdam sağladım. İstihdam için üretim olması lazım. Üretim yapamıyoruz nakit akışımız düştü. Maaşları ödeyemiyorum tedarikçilerimiz mal vermiyor. Ödemelerimi yapamadığım için 177 dava ile muhatabım. Ben yeteneğim ve deneyimimle inanıyorum ki, tutukluluğum son bulursa verdiğim vergiden çok daha fazlasını ödeyebilirim. Tutuklulu kaldığım her dakika işkence durumundadır.“
Akat’ın ardından diğer tutuklu ve adli kontrol tedbiri uygulanan sanıkların ve avukatlarının beyanları dinlendi. Mahkeme, ara karar açıklamak üzere saat 20:30’a kadar duruşmaya ara verdi.
TUTUKLULUĞUN DEVAMINA KARAR VERİLDİ
Daha sonra ara kararını açıklayan mahkeme heyeti tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına, adli kontrol tedbiri uygulanan sanıkların tedbirlerinin aynen devamına karar verdi. Duruşma 8 Eylül’e ertelendi.
Gündem Rize, “Yeşil Yamaçlardan Taze Gündem” anlayışıyla Karadeniz’in doğasından ilham alan hızlı ve güvenilir haberciliğiyle; Rize’den yükselen en güncel gelişmeleri tarafsız ve dinamik bir bakışla okuyucusuna sunar.
Yorum Yap