Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, “Bahçeli, Öcalan’la ittifak kuran bir siyasetçi olarak Zafer Partisi’nin kiminle bayramlaşıp kiminle bayramlaşmayacağına karar veremez ve bayramlaşmayı da nifak olarak nitelendiremez. Zafer Partisi, CHP içerisindeki bir kavganın değil, devletin ve demokrasinin tarafında bunun mücadelesini vermektedir” dedi.
(ANKARA) – Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, “Bahçeli, Öcalan’la ittifak kuran bir siyasetçi olarak Zafer Partisi’nin kiminle bayramlaşıp kiminle bayramlaşmayacağına karar veremez ve bayramlaşmayı da nifak olarak nitelendiremez. Zafer Partisi, CHP içerisindeki bir kavganın değil, devletin ve demokrasinin tarafında bunun mücadelesini vermektedir” dedi.
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, partisinin Genel Merkez’inde gündeme dair açıklamalarda bulundu. Özdağ’ın gündemin ekonomi, CHP Kurultayı’na yönelik “Mutlak Butlan” kararı ve Terörsüz Türkiye süreci vardı.
Dünyada en çok faiz veren ülke olduğumuzu belirten Özdağ, “Şimdi gel de rahmetli Erbakan Hoca’yı hatırlama. Ne diyordu rahmetli hoca? ‘Sizi gidi faizciler sizi!’ Evet, Cumhuriyet tarihinin en büyük faizci hükümetiyle karşı karşıyayız” diye konuştu. Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye ” Öcalan’la müzakere yapan, Öcalan’la yapmış olduğu müzakerelerde ona statü isteyen Sayın Bahçeli, bundan sonra kullanmış olduğu bozkurt işaretinin yerine bu işareti yaparak yola devam edecek” diyerek, zafer işaretli bir biblo gösterdi.
Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum üzerinden de iktidarı eleştiren Özdağ, şunları kaydetti:
“21 Mayıs’ta mutlak butlan kararı alındı ve bu, Türkiye’de devlete ve demokrasiye yönelik bir saldırıydı. Tabii haklı olarak gündem oluşturdu ve oluşturmaya devam ediyor. Ama Türkiye’de sadece bir mutlak butlan söz konusu değil, aynı zamanda mutlak yoksulluk söz konusu. İktidar, mutlak butlanın arkasına saklanarak, siyaseti manipüle ederek mutlak yoksulluğu gizleme çabası içerisinde. Cumhur İttifakı’nın, AK Parti iktidarının, saray rejiminin mutlak yoksulluğu gizlemesine izin vermeyeceğiz.Evet, Türkiye’de bir mutlak butlan var ama mutfakta da mutlak yangın var. Geçen hafta Kurban Bayramı’ydı ve geçmiş Kurban Bayramı’nızı tekrar kutluyorum. Eskiden Kurban Bayramlarında yoksullar et görürlerdi ama kimse et yüzü göremedi. Çünkü yoksulluk o kadar derinleşti ve o kadar yayıldı ki artık insanlar kurban kesip yoksullara dağıtma imkanına dahi sahip değiller. Halkımızı saray rejimi ete, süte, ekmeğe mahkum hale getirmiştir.
“FAİZE ÖDENEN PARA YATIRIMA ÖDENEN PARANIN 7,5 KATI”
Hatırlayacaksınız, AK Parti iktidarı enflasyon canavarını dizginleyemeyince sözüm ona Haziran 2023’te bir dezenflasyon programı yürürlüğe koydu. Mehmet Şimşek, daha önce hakaretler edilen kişi, bu programın başına getirildi. Yani gelirleri artıracaklardı, harcamaları da kısacaklardı. Ama 2026’nın Haziran ayına geldik, ortada hiçbir şey yok. Bakın, bu yılın ilk dört ayında genel bütçede 5 trilyon 892 milyar liralık harcama var, 5 trilyon 68 milyar liralık gelir var. Yani ilk dört ayda bütçe 524 milyar lira açık vermiş. Ancak iktidarın hakkını da yemeyelim; tasarruf yaptığı bir alan var. Hangi alan biliyor musunuz? Yatırımlar alanında korkunç bir tasarruf var. Çünkü iktidar ancak 149,7 milyar liralık yatırım yapmış. Buna karşılık aynı dönemde faiz ödemesi 1 trilyon 132 milyar lira. Yani faize ödenen para, yatırıma ödenen paranın tam 7,5 katı. Şimdi gel de rahmetli Erbakan Hoca’yı hatırlama. Ne diyordu rahmetli hoca? ‘Sizi gidi faizciler sizi!’ Evet, Cumhuriyet tarihinin en büyük faizci hükümetiyle karşı karşıyayız.
“TÜRKİYE NASIL BUĞDAY İTHALATI YAPAR”
AKP iktidarının yatırımı unuttuğunu, yapmadığını ifade ettik. Ama çiftçiyi, tarımı da unuttuğunu ekleyelim. Önceki gün Toprak Mahsulleri Ofisi, hububat alım fiyatlarını ton başına makarnalık ve ekmeklik buğdayda 16 bin 500 lira, arpada 12 bin 700 lira olarak açıkladı. Geçen yıl da 13 bin 500 liraydı. Yani bu yıl enflasyonun bile altında kalarak buğdaya sadece yüzde 22, arpaya sadece yüzde 15 zam yapıldı. Resmi enflasyon rakamları, yani TÜİK’in rakamlarıyla bile yapılsaydı buğdayın en az 18 bin lira, arpanın da 14 bin 500 lira olması gerekirdi. Hükümet, çiftçiyi gözden çıkarmaya, Türk tarımını yok etmeye devam ediyor. Üstelik, bakın, AK Parti hükümetlerinin tarımı ve çiftçiyi desteklememesi nedeniyle 24 yıllık AKP iktidarı boyunca buğday üretimi ortalama 20 milyon ton civarında kaldı. Ama 20 sene önce bizim nüfusumuz 65 milyondu, şimdi 85 milyon olduk. Üretim ise aynı kaldı. Üstelik bu ülkeye 13 milyon sığınmacı ve kaçak geldi. Yanı bu ülkede 100 milyon insanı doyuruyoruz, 86 milyon insanı değil. Ve daha da kötüsü, köylerde ancak yaşlı çiftçiler yaşıyor. Ortalama yaş 55’in üzerinde ve buğday ekim alanları da azalıyor. Bundan dolayı Türkiye, makarnalık buğday ihtiyacı için ithalatçı bir ülke konumuna geldi. Değerli arkadaşlar, bu kabul edilebilir bir şey değil. Türkiye gibi geniş bir coğrafyaya sahip bir ülke nasıl buğday ithalatı yapar? Ama AK Parti’nin çiftçiyi ve tarımı yok eden politikalarının Türkiye’yi getirdiği nokta budur.”
“OĞULLARIN BABALARI BIÇAKLAMAYA ÇALIŞTIĞI, BABALARIN OĞLUNU VURDUĞU BİR TÜRKİYE”
Adana’da uyuşturucu bağımlısı bir gencin uyuşturucu parası vermesi için babasının üzerine bıçakla yürüdüğü görüntüleri hatırlatan Özdağ, şöyle devam etti:
“Uyuşturucu bağımlısı bir genç, elinde bıçakla babasını tehdit ediyor ve uyuşturucu kullanmak için para istiyor. Babası bir emekli polis. Bir süre bıçaklanmamak için mücadele etti. Sonra baba, oğlunu altı kurşunla vurarak öldürdü. Kaçmadı; cep telefonunu çıkardı ve polisi aradı, çağırdı. Gelmiş olduğumuz nokta budur. Oğulların babaları bıçaklamaya çalıştığı, babaların oğullarını vurduğu bir Türkiye. İstanbul’da 3-5 tane sanatçıyı, mankeni, basın mensubunu uyuşturucudan tutuklayarak başlamak, yola çıkmak olabilir ama gerçek yol; baronları tutuklamak, çeteleri ortadan kaldırmakla olur. Gerçek mücadele, uyuşturucu ve kumar bağımlılığına zorunlu tedavinin getirilmesiyle olur. Bugün bu ülkede en az 3 milyon, hatta 4 milyon rakamından bahseden uzmanlar da var, uyuşturucu bağımlısı var. 20 milyon kişi sanal kumar oynuyor. Bunun 2 milyonunun bağımlı olduğu kabul ediliyor. Neresinden bakarsanız bakın, bağımlı sayısı 6 milyona yaklaşıyor. Bu bir toplumun içeriden çözülmesidir. Baronlar, işgal ordularının Anadolu’daki keşif güçleridir. PKK en büyük barondur. Abdullah Öcalan en büyük narkoteröristtir.”
“2 BİN SENEDİR BOZKURT TÜRK İŞARETİDİR”
“Terörsüz Türkiye” sürecine de değinen Özdağ, şunları kaydetti:
“İktidar, terör örgütüyle 20 aydan beri sürdürdüğü müzakereleri yeni bir aşamaya taşıyor. Bu süreçte Sayın Bahçeli, PKK’nın eli kanlı terörist başı, bebek katili narkoterörist Öcalan’a ‘kurucu önder’ sıfatını yakıştırdı. Yine bu terörist başına, bu bebek katiline Türk devletiyle müzakere yapabileceği statü istedi. Herhalde Bahçeli bundan sonra partisinin çok kullandığı bir işaret vardır. Bu işaret, Bozkurt işaretidir. Bu işaret, 2 bin seneden beri Türklerin Avrasya bozkırlarında karşılaştıkları zaman uzaktan birbirlerini tanımak için yapmış oldukları işarettir; bir parti işareti değildir. Bozkurt, Türklüğün simgesidir. Herhalde Öcalan’la müzakere yapan, Öcalan’la yapmış olduğu müzakerelerde ona statü isteyen Sayın Bahçeli, bundan sonra kullanmış olduğu bozkurt işaretinin yerine bu işareti yaparak yola devam edecek. Bu daha yakışıyor artık size.
“MUTLAK ÇÖKÜŞÜN DE YASAL ÇERÇEVESİ HAZIRLANIYOR”
Öcalan için Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde komisyon kurdunuz. Üç milletvekilini İmralı’ya yolladınız, Öcalan’dan nasihat dinlettiniz. Sonra silah bırakıldı diye mangal partisi yaptınız. Ve sözüm ona PKK fesih kongresi yaptı. Ama hatırlayalım, o fesih bildirisinde bile Türk devletini Kürt soykırımcısı ilan etti. Lozan Antlaşması’nı ve 1924 Anayasası’nı reddetti ve devlet ve milletimizi bölmeyi hedef eden bir siyasi statü talebini ortaya koydu. Ve İmralı’daki cani için çalışma ofisi yapıldığı haberlerini aldık. Bu 20 aydan beri devam eden süreci milletimiz sessiz ama derin bir öfkeyle izlemeye devam ediyor. Aziz şehitlerimizin yakınları ve gazilerimiz, Türk milletinin onurunu ve gururunu kıran bu talihsiz süreci nefretle izliyor. Ve şimdi de bir çerçeve yasanın Meclis’e getirileceği söyleniyor. Pervin Buldan, ‘bu yasanın önce Abdullah Öcalan’ın onayından geçeceğini’ de ifade ediyor. Evet, Türkiye mutlak butlana onaylanmışken bir mutlak çöküşün de yasal çerçevesi hazırlanıyor. Medyada çıkan yazılara göre bu dokuz maddelik çerçeve yasada neler varmış, bakalım.
“NASIL OLACAKSA SUÇA KARIŞAN VE KARIŞMAYAN TERÖR ÖRGÜTÜ AYRIMI YAPACAKLARMIŞ”
Silah bırakan örgütün tanımı, yasanın amacı ve kimleri kapsadığına dair hükümler olacakmış. Kendini fesheden terör örgütü mensuplarının soruşturma ve kovuşturma süreçlerinin nasıl bir hukuki sürece tabi olacağı tarif edilecekmiş. Nasıl olacaksa, suça karışan ve karışmayan terör örgütü mensupları tanımı yapılacakmış. Türk Ceza Kanunu’nda örgütlü suç bölümünde örgütlü suçta üç kişi bir araya gelip bir eylem yapmasalar bile, eylem yapmak niyetiyle bir araya gelmeleri suçtur. Öyle değil mi? Nasıl oluyor şimdi PKK’nın eyleme karışmayan, suçsuz mensupları? Bu kapsamda terör örgütü mensuplarına belli bir süre verilecekmiş. AKP bunun bir yıl olmasını istiyormuş. Bu süre içinde silahlarını bırakıp Türkiye’ye gelenler bu yasadan istifade edebileceklermiş. Ve beş yıl sonra da siyasete başlayabileceklermiş.”
“TOM BARRACK BİLMEDİR Kİ TÜRKİYE EMLAK DEĞİLDİR”
ABD Büyükelçisi Tom Barrack’ın açıklamalarına da tepki gösteren Özdağ, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Gerçekten Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni adeta tasfiye eden bir süreci yaşıyoruz. Ve yıkıcı ve bölücülerle Cumhuriyet’in nasıl kurulacağının hesabının yapıldığı, çalışmasının yapıldığı günlerden geçiyoruz. Ve bir de bugünlerde açık dış müdahalelerin olduğunu görüyoruz değerli arkadaşlar. Amerika Birleşik Devletleri’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack. Bir iş adamı, emlakçı, Amerika’nın en meşhur gayrimenkulcülerinden birisi. Ama mesleki bir dezenformasyona sahip. Türkiye’yi de emlak zannediyor. Tom Barrack bilmelidir ki Türkiye emlak değildir. Türkiye, Türk milletinin vatanıdır. Mülkiyetini elde ettiğiniz emlaklar üzerinde alım satım yapabilirsiniz. Ama Türk milletinin vatanı üzerinde biz size hat çizdirmeyiz. Biz hattı Türk süngüsüyle zamanında çizdik zaten. Ve Dışişleri Bakanlığı’nın, Amerikan Büyükelçisi tarafından yapılan bütün bu açıklamalar karşısında neden bu kadar suskun kaldığını da büyük bir merakla Dışişleri Bakanlığı’na soruyoruz. Bir büyükelçi daha Türk milletinin egemenliğini ihlal etsin diye mi bekliyorsunuz? Daha ne yapmalı bir büyükelçinin, dikkatinin çekilmesi için? Dışişleri Bakanlığı’na davet edilip nota verilmesi için? Gerçekten çok zor ve inanılmaz günlerden geçtiğimizi görüyoruz.”
“CHP İÇERİSİNDEKİ KAVGANIN DEĞİL, DEMOKRASİNİN MÜCADELESİNİ VERİYORUZ”
Bir gazetecinin “MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Zafer Partisi ve İYİ Parti’nin Kemal Kılıçdaroğlu’yla bayramlaşmayıp Özgür Özel’le bayramlaşmanız değindi. Süreç, Türk siyasetinde nifak ittifakına dönüştürülebilecektir dedi. Siz bu sözleri nasıl değerlendiriyorsunuz” sorusuna Özdağ, şu yanıtı verdi:
“Sayın Bahçeli, Öcalan’la ittifak kuran bir siyasetçi olarak Zafer Partisi’nin kiminle bayramlaşıp kiminle bayramlaşmayacağına karar veremez ve bayramlaşmayı da nifak olarak nitelendiremez. Esas nifak, Türk milletine ve Türk devletine karşı kurulan nifak, Sayın Bahçeli’nin Öcalan’a ‘kurucu önder’ demesidir. Esas nifak, Sayın Bahçeli’nin Öcalan için statü istemesidir. Esas nifak, Sayın Bahçeli’nin milli, üniter, laik Atatürk Cumhuriyeti yerine Öcalan’la birlikte kurulacak bir cumhuriyetin savunuculuğunu yapmasıdır. Sayın Bahçeli’nin yapması gereken Atatürk’ün çizgisine geri dönmektir. Sayın Bahçeli’nin yapması gereken, rahmetli Alparslan Türkeş’in söylediği gibi ‘ne mozaiği ulan?’ demektir. Mozaiğin konusu değildir ama Bahçeli bugün bırakın ‘ne mozaiği ulan?’ demeyi, Türkiye’yi mozaiklere parçalamanın mücadelesini vermektedir. Onun için Sayın Bahçeli’nin söyledikleriyle gerçekle uzaktan yakından ilgisi yoktur. Zafer Partisi, CHP içerisindeki bir kavganın değil, devletin ve demokrasinin tarafında, bunun mücadelesini vermektedir.”
“DIŞARIDAN BİR MÜDAHALE BOYUTU VAR”
Ümit Özdağ, CHP’de yaşananların “parti içi bir kavga mı, yoksa demokrasiye dışarıdan bir müdahale boyutu var mI” sorusuna, “Dışardan bir müdahale boyutu var. Ama partinin içinde iki farklı grubun olduğu ve bunlar arasında bir kavganın olduğu meselenin diğer boyutu” yanıtını verdi.
Gündem Rize, “Yeşil Yamaçlardan Taze Gündem” anlayışıyla Karadeniz’in doğasından ilham alan hızlı ve güvenilir haberciliğiyle; Rize’den yükselen en güncel gelişmeleri tarafsız ve dinamik bir bakışla okuyucusuna sunar.
Yorum Yap