SON DAKİKA
--:--:--

Özgür Özel: “Bizim iktidarımızda beşli çetenin geçiş garantisinin garantisi yok ama çayın ve fındığın alım garantisi var”

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, “YENİ Parti’nin yeni sözünü söylüyorum size: Bundan sonra bu 30 yıllık bu milletin parasından verilmiş garantilerin hepsine bir bakacağız bakalım. Bu birtakım zengin adamlar bayağı zenginleştiler, bu paraları aldılar. Acaba hakikaten 30 yıl daha vermeye gerek var mı, onu bir düşüneceğiz. Bizim iktidarımızda beşli çetenin geçiş garantisinin garantisi yok ama çayın ve fındığın alım garantisi var, fiyat garantisi var. Baştan ilan edilecek fiyatın altında işlem yapana da mutlaka müeyyide uygulanacağının garantisi var” dedi.

0 Yorum Yapıldı
Bağlantı kopyalandı!
Özgür Özel: “Bizim iktidarımızda beşli çetenin geçiş garantisinin garantisi yok ama çayın ve fındığın alım garantisi var”

Haber: Gülara SUBAŞI / Kamera: Hakan KARADUMAN & Ünal AYDIN

(RİZE) – YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, “YENİ Parti’nin yeni sözünü söylüyorum size: Bundan sonra bu 30 yıllık bu milletin parasından verilmiş garantilerin hepsine bir bakacağız bakalım. Bu birtakım zengin adamlar bayağı zenginleştiler, bu paraları aldılar. Acaba hakikaten 30 yıl daha vermeye gerek var mı, onu bir düşüneceğiz. Bizim iktidarımızda beşli çetenin geçiş garantisinin garantisi yok ama çayın ve fındığın alım garantisi var, fiyat garantisi var. Baştan ilan edilecek fiyatın altında işlem yapana da mutlaka müeyyide uygulanacağının garantisi var” dedi.

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Rize Atatürk Caddesi’nde esnaf ziyaretinin ardından Balıkçılar Köyü’nde balıkçılarla ve çay üreticileriyle bir araya geldi. Üreticilerin sorunlarını dinleyen Özel, şunları söyledi:

“Rize potansiyeli çok yüksek olan, bu potansiyelini gören insanların gerek balıkçılıktaki yanlış işler gerek çayda yaşananlar gerek turizm konusunda atılması gereken adımların yeterince doğru atılmadığını görenler gerçekten bu konuda sıkıntılarını, eleştirilerini dile getiriyorlar. Balıkçılar Köyünde hem balıkçılarla, hem çay üreticileriyle bir sohbet etme imkanı bizim için çok kıymetli. Aslında burası denize girmek için, deniz turizmi için hem Trabzon’un sahilleri hem Rize’nin sahilleri son derece kıymetli iken belli başlı hatalar yüzünden, özellikle dünyanın en güzel koyları bu dolgu, dolumlar üzerine yapılan inşaatlar, bu dolguların yarattığı denizdeki kirlilik, işte biraz önce söylendi oradan alıp gelip burada sürekli limanın ağzının kapanması sorununa kadar gerçekten insanın bu kadar güzel bir coğrafyaya insan eliyle bu kadar kötülük nasıl yapılır, bu kadar güzel bir memlekete hem de o memleketin içinden çıkmış siyasetçiler bu çevre katliamlarının yapılmasına hem burada hem yukarıda dereler noktasında nasıl sessiz kalır, yol verir insan gerçekten bunları anlamakta güçlük çekiyor.

“BALIKÇININ SORUNLARININ ÇÖZÜLMESİ TÜRKİYE’NİN DENİZCİLİK BAKANLIĞI’NA SAHİP OLMASIYLA OLUR”

İki tane önemli şey söyleyeyim. YENİ Parti’nin yeni olan tarafı muhalefet partisi olmamasıdır. Biz muhalefet yapmak için kurulan bir parti değiliz. Hatta biz YENİ Parti’yi bir partimiz olsun diye de kurmadık. İktidar olsun diye kurduk. YENİ Parti önümüzdeki seçimlerden sonranın iktidar partisidir. O yüzden YENİ Parti sorunları değil, çözümleri konuşan bir parti. Peki nedir çözümü? Burada iki tane belli başlı sorun ortaya çıkıyor. Bunlardan bir tanesi, daha doğrusu Rize ne duymak istiyor bizden? Bir çay üreticisinin sorunlarını duymak istiyor, çözüm önerilerini. İkincisi de balıkçılıkla ilgili bir şey. İki kelime, balıkçının bütün sorunlarının çözülmesi Türkiye’nin bir Denizcilik Bakanlığı’na sahip olmasıyla olur. Çünkü bir Tarım ve Köy Hizmetleri Bakanlığı’nın içinde, onun altında oluşturulan bir takım yapılar, daire başkanlıkları değil, aksine Türkiye Artvin’den başlayıp aşağıda Hatay’da sonlanan, üç tarafı denizlerle çevrili olan ve aslında en büyük potansiyeli etrafında bulunan dünyanın en büyük yarımadalarından bir tanesi. Bereketli Karadeniz burada. En güzel sahile sahip olan Ege orada. Akdeniz orada ve buradan ta Hatay’a kadar üç bir tarafı denizlerle çevrili olan, arada Marmara Denizi gibi dünyanın en önemli iç denizlerinden biri olan, içinden bir şehrin nehir geçiyorsa o şehir dünyada prestijlidir. İçinden nehir geçen şehirler prestijlidir. Ayıptır söylemesi bizim iki tane içinden deniz geçen şehrimiz var. Bir tanesi İstanbul, bir tanesi Çanakkale. Ve böylesi bir yerde Denizcilik Bakanlığı’nın olmaması düşünülemez. İki yönüyle; bir, denizden elde edilen deniz mahsullerinin başta balık olmak üzere deniz ürünleri açısından çok önemlidir bu. İkincisi de temiz, ucuz bir ulaşım için çok önemlidir bu. O yüzden hem ulaştırma boyutuyla hem de deniz ürünleri boyutuyla bir Denizcilik Bakanlığı olması, bu bakanlığın da başında bu işlerden anlayan birinin olması mutlaka önemli.

“MECLİS’TE GÖRÜŞÜLEN BÜTÇEDEN ÖNEMLİ BÜTÇELERİN AYRILMASI LAZIM”

Denizcilik Bakanlığı olduğunda ne olacak? Denizcilik Bakanlığı’nın altında bu denizlerle ilgili ne beklenti, ne sorun, ne çözüm alanı varsa buna özel bir yapılanma olacak otomatikman. O zaman balık çeşitliliği de örneğin işte birazdan herhalde gideceğiz 71 gündür bir direniş sürüyor, kadın balıkçılar direniyorlar. Bu yapılan havuzlar, sepetler, bunun içinde yetiştirilen kültür balıkçılığı, bu balıkların doğal avlanma balıkçılığa verdiği zararlar, engeller, bunların yemlerinin yarattığı kirlilik, bulanıklık… Mesela hiç bilmiyorduk bu sizin hava alanınızın müdürü burası demiş ki ‘Yemleme zamanında buraya çok martı geliyor. Uçaklar için bile tehlike oluşturuyor.’ Şimdi bu tip bir balıkçılık ülke ekonomisi için bir ihracat yaratan bir işse elbette yapılsın ama bula bula burayı mı buldunuz yapacak? Koca Türkiye’de, koca Karadeniz’de bula bula sizin köyünüzün önüne bunu yapıp da sizin avlanma alanlarınızın tahrip edilmesi, sizin avlanabileceğiniz alanlarda bu işin yapılması doğru değil. Bunların hepsine bir profesyonel gözle, bir iyi niyetle, kamu yararı gözeterek balıkçıların, balıkçı köylerinin menfaatleri gözetilerek yaklaşılması için sorunların bilindiği ve çözümlerinin ele alındığı bir Denizcilik Bakanlığı’nın olması, onun altında da balıkçılarla ilgili her türlü düzenlemenin yapılacağı ilgili genel müdürlüklerin kurulması, daire başkanlıklarının kurulması, buraya Tarım Bakanlığı’nın içinden bir bütçe değil başlı başına her sene kasım ve aralık ayında Meclis’te görüşülen bütçeden önemli bütçelerin ayrılması lazım.

“KIYI BALIKÇILIĞI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NÜN MUTLAKA KURULMASI LAZIM”

O olursa ne olur? Örneğin işte balıkçılıkta kullanılan mazotta ÖTV yok ama KDV var. Bu soruna çözüm orada bulunur. Çünkü Tarım Bakanı, Maliye Bakanı’na Karadeniz’deki balıkçının teknesinin KDV’sine kadar gelemiyor. Ama diyelim ki Denizcilik Bakanı burada oturuyor, Maliye Bakanı burada oturuyor. Aynı masada her hafta Bakanlar Kurulu’nda oturuyorsa o o meselenin çözümü için gereğini yapar. Bu ağlar, ağların masrafları, bu barınaklarla ilgili yaşanan bütün sorunlar ya da av yasağının doğru takvimlendirilememesi ya da bu çıkarılan ürünlerin doğru şekilde pazarlanması noktasında kooperatifçiliğin doğru şekilde desteklenmesi, faizsiz kredilendirilmesi nasıl bir sektörde kriz olduğu zaman hep birlikte herkes oturuyor, düşünüyor efendim kredi garanti fonları kuralım da büyük sermaye sahiplerinin borçlarını üstlenelim de onlara yüzde 8’le uzun vadeli sabit faizli krediler verelim deniyor da iş balıkçıya geldiğinde kimsenin aklına bunlar niye gelmiyor? Neden sahibi yok? Bu işin bir sahibinin olması lazım. Bunun için de Denizcilik Bakanlığı’nın ve onun altında Kıyı Balıkçılığı Genel Müdürlüğü’nün mutlaka kurulması lazım. Bu birinci mesele.

“ÇAY KANUNU OLMAZSA ÇAY ÜRETİCİSİNİN SORUNLARININ ÇÖZÜLMESİ MÜMKÜN DEĞİL”

İkincisini Allah için hem il başkanınız hem millet vekiliniz, hem geçmişte Meclis’te Rize’li olup İstanbul’dan milletvekilliği yapan arkadaşlarımız hep söylediler ‘Çay için çay kanunu lazım’ diye. Ve yine bu dönem Tahsin Bey’in imzasıyla, bölge milletvekillerinin imzasıyla Çay Kanunu verildi. Bir Çay Kanunu olmaksızın çay üreticisinin sorunlarının çözülmesi mümkün değil. Bir bakış açısına ihtiyaç var. Bu Çaykur’un bu kadar zayıflaması, güçsüzleşmesi, devlet desteği uzak bir başına bırakılması doğru değil. Çaykur herhangi bir kurum değil. 1923 Cumhuriyet’in kurulduğu sene Atatürk bakıyor ‘Bu Doğu Karadeniz’e biz ne yapacağız’ diyor. O zaman biliyorsunuz buradan İstanbul’a gitmek için karayolu yok, demiryolu yok, gemiyle üç buçuk günde gidiliyor. ‘Buraya bir şey yapmak lazım.’ Zihni Derin’e diyor ki ‘Bu Doğu Karadeniz’e bir çalış.’ Zihni Derin Doğu Karadeniz’e bir senelik bir çalışmanın sonucunda çayla tanıştırıyor. Çay üretimi yapıyor ve bunun üzerinden deneme üretimleri yapıyor ve 1924 yılında Zihni Derin Atatürk’ün talimatıyla bir senelik çalışmasının sonunda geliyor buraya ve Çay Kanunu çıkarıyor TBMM’ye. 1924’ten 1940’a kadar burada çay üretimi yerleşiyor. 1940’ta rahmetli İnönü çaya alım garantisi veriyor. Yani diyor ki ‘Siz üretirseniz bunu şu fiyattan biz alacağız.’ 1947 herhalde ilk çay fabrikasını buraya kuruyor rahmetli İnönü. O günden sonra Doğu Karadeniz’in yani Artvin ve Rize ve Trabzon başta olmak üzere bu çay üzerinden yüzü gülmeye başlıyor ve bugün Türkiye’de 1,5 milyon kişinin geçimi doğrudan ya da dolaylı olarak çay üretimine bağlı.

“ÇAYKUR’UN DESTEKLENMESİ LAZIM”

Bu çay üreticisinin ayakta kalması için kendi kooperatifinin, kendi yapısının ayakta ve güçlü olması lazım. Çaykur’un desteklenmesi lazım. Çaykur’daki işçilerin halen daha hep söz verilip verilip çözülmeyen kadroya alınma sorunlarının çözülmesi lazım. Bakın bu iktidarın övüne övüne anlattığı işler var. Nedir? Köprüler. Rahmetli bizim Kamer Genç diyordu, biraz fazla sizin hemşehriniz Tayyip Bey bütçe görüşmesinde övünmüştü ‘Köprü yaptık, şunu yaptık, bunu yaptık.’ ‘Tayyip Bey varıp da bunları Emine Hanım’ın bilezikleri bozdurup yapmadın ya milletin vergileriyle yaptın’ demişti. Biz hepimiz gülmüştük. Bu memlekette köprüler, yollar, otoyollar, tüneller yapılıyor. Bunların hepsi 30-40 yıllık geliri birilerine taahhüt ediliyor. Onlar İngiltere’den, Londra’dan para buluyorlar, geliyorlar burada yol, köprü, geçit, hatta havalimanı, hastane yapıyorlar, şehir hastaneleri yapıyorlar. Sonra bunlara 30 yıllık geliri taahhüt etmiş ya devlet, diyor ya ‘Bu yoldan bu kadar araba geçer.’ Adam para koymuş ne diyor? ‘Ya geçmezse?’ ‘Geçmezse biz ödeyeceğiz farkını.’ Geçiş garantisi. Bu kadar uçak iner Zafer Havalimanı var. Kütahya, Afyon, Uşak ortak havalimanı Zafer Havalimanı. ‘100 uçak kalkar’ demişler, bir tane kalkıyor. ‘100 yolcu gider’ demişler, bir tane gidiyor. 99’unu cepten veryoruz. Uçuş garantisi. Efendim filanca köprüden ya geçmezse? Geçiş garantisi. Hastaneye ya hasta gelmezse? Hasta tahlil garantisi. Diyorlar ki ‘Tövbe tövbe biz millet hasta olsun ister miyiz? Hasta garantisi vermedik.’ ‘Ne verdin?’ ‘Tahlil garantisi verdim, röntgen garantisi’ verdim. ‘Hasta olmazsa röntgen olmaz.’ O garantilerin tamamıyla 30 yıl boyunca bu paralar ödeniyor.

“BİZİM İKTİDARIMIZDA ÇAYIN VE FINDIĞIN ALIM GARANTİSİ VAR”

Peki kimin garantisi yok? Çay üreticisinin yok, fındık üreticisinin yok. Bak YENİ Parti’nin yeni sözünü söylüyorum size: Bundan sonra bu 30 yıllık bu milletin parasından verilmiş garantilerin hepsine bir bakacağız bakalım. Bu birtakım zengin adamlar bayağı zenginleştiler, bu paraları aldılar. Acaba hakikaten 30 yıl daha vermeye gerek var mı, onu bir düşüneceğiz. Bizim iktidarımızda beşli çetenin geçiş garantisinin garantisi yok. Ama çayın ve fındığın alım garantisi var. Fiyat garantisi var. Baştan ilan edilecek fiyatın altında işlem yapana da mutlaka müeyyide uygulanacağının garantisi var. Fındığa 250 lira fiyat vermiş, 160 liradan alım yapıyor, asgari ücretin altında esnaf çalıştırınca tepesine biniyorlar 250 liralık fındığı 160 liradan topluyor dünya devleri karışan yok. Çayda geçtiğimiz yıllar işte bu sene 40 lira istediniz, 35 lira verildi. Birinci sürgünde düşük fiyatlar vardı. İkincide rekolte düşünce fiyat bir yere geldi ama yıllarca ilan edilen fiyatın altında çayı sattınız. Doğru mu? Asgari ücretin altında işlem yapana ceza var da küçük esnafta ya da sanayicide asgari fiyatın altına işlem yapanın niye peşine düşmüyorsun devlet olarak? YENİ Parti’nin yeni döneminde çayın da fındığın da alım garantisi olacak ve ilan edilenin altında bir kuruş satış yapılmayacak.”

 

Yorum Yap

Benzer Haberler
Mahmut Arıkan: “Gelecek Partisi’nin siyasi hayatımıza yaptığı katkıları saygıyla hatırlayacağız”
Mahmut Arıkan: “Gelecek Partisi’nin siyasi hayatımıza yaptığı katkıları saygıyla hatırlayacağız”
KESK: “İktidar, madenci eylemlerini engellemek yerine iş cinayetlerini önleyecek tedbirleri hayata geçirmelidir”
KESK: “İktidar, madenci eylemlerini engellemek yerine iş cinayetlerini önleyecek tedbirleri hayata geçirmelidir”
Berhan Şimşek, evi yanan ressam Murat Melih Özen’i ziyaret etti
Berhan Şimşek, evi yanan ressam Murat Melih Özen’i ziyaret etti
MHP Genel Başkan Yardımcısı Durmaz’dan “Terörsüz Türkiye” açıklaması: “Bölücü terör belası bu topraklardan sökülüp atılacak”
MHP Genel Başkan Yardımcısı Durmaz’dan “Terörsüz Türkiye” açıklaması: “Bölücü terör belası bu topraklardan sökülüp atılacak”
Gaziler Kurtuluş Parkı’nda eylemlerine devam ediyor: “Kızımın düğününe 20 gün kalmış ben parklarda sürünüyorum”
Gaziler Kurtuluş Parkı’nda eylemlerine devam ediyor: “Kızımın düğününe 20 gün kalmış ben parklarda sürünüyorum”
Özgür Özel: “Bizim iktidarımızda beşli çetenin geçiş garantisinin garantisi yok ama çayın ve fındığın alım garantisi var”
Özgür Özel: “Bizim iktidarımızda beşli çetenin geçiş garantisinin garantisi yok ama çayın ve fındığın alım garantisi var”
Yeşil Yamaçlardan Taze Gündem
Gündem Rize

Gündem Rize, “Yeşil Yamaçlardan Taze Gündem” anlayışıyla Karadeniz’in doğasından ilham alan hızlı ve güvenilir haberciliğiyle; Rize’den yükselen en güncel gelişmeleri tarafsız ve dinamik bir bakışla okuyucusuna sunar.

2026 Gündem Rize © Tüm hakları saklıdır. Gündem Rize